ortaokulda dünyanın en enteresan adamıydım sanırım. çizgi filmleri antakya’da olduğumuz için kıbrıs kanallarını da çeken mükemmel antenimiz sayesinde puk1 adlı kıbrıs rum kesimi kanallarından izlerdim. puk1′de sabahları bbc ile ortak yayın öğleden sonrada tamamen yunanca yayın yapılırdı. berbatlaşmadığı sürecede türk kanalları açmaz hiç anlamadığım bu dili izlerdim. haberleri, maçları v.s. hep buradan izledim annem kızana kadar.

yunanca bana o günden beridir enteresan gelir. böyle bir garip, kaba ama dinlemek de insanın hoşuna gidiyor. hatta yurt dışında tatil yaparsam bir gün sanırım ilk yunanistana gitmek isterim.

sıkıntı günlerinden birinde tesadüfen haris alexiou diye bir sanatçıya denk gelmiştim üniversitedeyken. best of albümlerinden birini indirip dinlemiş ve fevgo, ximeroni ve erotiko gibi şarkılarını da çok sevmiştim. bu albümü de emre aydın ile paylaşmıştım. ama sanırım kendisi benden önce, bir başka arkadaşı aracılığıyla tüm haris alexiou arşivine sahipti bile :)

bilenler bilir, yıllar önce emre aydın forumlarına haris alexiou konusunu yerli sanatçılar bölümüne açmıştım. başka dili konuşuyor ama bizden biriydi. hatta bizden zaten, izmir doğumlu.
her neyse, 2007 gibiydi sanırım bir antakya konserinde emre aydın fevgo’ya türkçe sözler yazarak yeni albüme alacağını söylemişti bana. çok merak etmiştim. sevinmiştim de baya. 2009 un sonlarına doğru türkiye’de kaydettiği ve beğenmeyip çöpe attığı düzenlemelerde de vardı o şarkı. daha sonra isveçte kaydetti adı “beni unutma” tabii ki.

bir şeyler oldu ve bu şarkı albüme alınmadı. o bir şeyleri biz nasıl anlattıysak birileri taraf olmak zorunda hissetti kendini. daha önce hareket vakti’ni albüme alan emre aydın, duymak istiyorum gibi bir şarkıyı da albüme alarak ne kadar iyi bir dinleyici olduğunu zaten göstermişti. beni unutma ise, ne kadar iyi bir müzisyen olmasının yanı sıra ne kadar iyi bir dinleyici olduğunun da kanıtıdır. ticari olarak hiçbir işe yaramayan beni unutma en saf haliyle türkiye’de yapılmış en güzel yeniden düzenlemedir.

beni unutma’yı dinlerken fevgo’nun melodilerini duyarsınız ama başka bir ruh hissedersiniz. melodilere zar zor sığdırılmış sözlerle değil, çalışılmış ve emek verilmiş, büyük bir titizlikle yazılmış sözler duyarsınız. yunanca söylenen bir şarkıyı aynı hece ölçüsü ve uyaklarla değil, dilimize aktarırken, dilimizin özel durumlarıyla farklı yorumlar katılmış ve sanki yeni bir şarkı yaratılmış gibi dinlersiniz. ve en önemlisi şarkının aslına saygı duyulduğunu hissedersiniz.
yalın sözler yazabilmek, bunların içine büyük anlamlar yüklemek beceri ister. zorlama sözlerle, acıtasyon yapmaksa ticari kaygı! bu şarkıyı kağıt evler albümünden ayrı tutuyorum ve bu şarkı için emre aydın’a teşekkür ediyorum.

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Yahoo! Buzz
  • Twitter
  • Google Bookmarks